: Orta asya da kurulmuş olan tüm

Türk devletlerin de

askerlik kutsal bir meslek olarak kabul edilmiş,

dinimizde de Askerlik Peygamber ocağı olarak olarak tanımlana gelmiştir. Ülkemizin ve milletimizin bekası için askerlik

kutsal

bir görev sayılmış, her türk genci için zorunlu kılınmıştır. Zorunlu bir görev

olması yanında, Asker olmayanın

hayatı anlayamayacağı, asker ocağının

gençleri olgunlaştıracağı, gerçeği

herkesçe kabul edilmiş, Askere gitmeyenlere başka gözle bakılmış, gidemeyenler

eziklik hissetmiştir. Askerlik çağına gelmiş olan gençleri

bu kutsal göreve uğurlarken , sevinç ile üzüntünün birlikte yaşandığı

karmaşık duygular içerisinde bir takım örf ve adete dayalı olaylar yaşanır. Bu örf ve adetler geçmişten günümüze bir takım değişikliler, Yörelere göre, Zengin ve fakire göre ayrı uygulamalar, gelişen teknolojiye göre

farklılıklar göstermiş olsa da yine de gerek Asker Uğurlamasında, gerek Askerlik sırasında

ve

Askerin terhisin de benzerlik gösteren

uygulamaları görmekteyiz. Bu açıdan baktığımızda, Nevşehir ve yöresinde, özellikle doğup büyüdüğümüz Nar köyünde, yaşadığım 1950-1960 yıllarında uygulana gelen örf ve adetleri şu şekilde özetleyebilirim. Askerlik çağına gelmiş olan gençlerde celp günü yaklaştıkça heyecan artmaya başlar, ailesini telaş ve hüznün birlikte yaşandığı

karmaşık duygular kaplardı. Yakın çevresi, arkadaşları ve özellikle ailesinin

askere karşı, ilgi ve özenle yaklaştığı, isteklerine özen gösterilip, ona

hoşgörülü

davranılırdı. Sevk günü yaklaştıkça hareketlilik artar. Gidişine bir iki hafta kala eş dost ve yakınlarına veda ziyaretleri başlar. Bu ziyaretlerde

ona misafir gözü ile bakılır, ikramlarda bulunulur,

hediye ve harçlık verilirdi. Bu meyanda komşular

yakın akrabaların uğurlama( Asker yoklama) , Allah kavuştursun ziyaretleri

başlar. Asker uğurlama ziyaretine gelenler doğal olarak boş gelmez, zengin, fakir, ekonomik gücüne göre bohçalarının içerisinde Baklava, Börek, Dolaz Aside gibi yiyecekler

yada Çorap Havlu, iç çamaşırı gibi eşyalar getirirlerdi. Gitme gününden birkaç gün önce Yakın arkadaşları Akranları tarafından veda geceleri düzenlenir,

toplantılar yeme içme ve eğlence şeklinde oldukça coşkulu geçerdi. Gidiş sabahı uğurlama için Yakın Akraba ve arkadaşları Askerin evine gelirler. Veda eden asker

büyüklerin ellerini, küçüklerin gözlerinden, sonrada anne babasının elini öper ve uğurlanırdı. Asker baba ocağından göz yaşları içinde ve hüzünle ayrılırken gidip gelmesi su akışı gibi olsun temennisini ifade ile arkasından su dökülürdü. Askere sevk

işlemleri

ile Askerin gidişine ilişkin olarak

geçmişten günümüze

değişimden de bahsetmek gerekir. Büyüklerimin anlatımına göre daha önceki yıllardan beri, ve benim anımsayabildiğim, 2 nci dünya harbinin son zamanları 1950 lili yıllara kadar, mükellefiyete tabi ilk askerlik ve 2 nci kez çağrılan İhtiyat askerlik ile ilgili sevk işlemleri şu şekilde idi. Askerlik Şubesinin çağrı üzerine

belirtilen günde şubeye uğrayan askerin sevk işlemleri yapılıp, hareket gününde Askerlik şubesine bulunması tebliğ edilirdi. Belirtilen günde toplanan askerlere elbiseleri giydirilir, belirli teçhizatları verilirdi.

Askerlik Şubesi ve askeri

teçhizat depoları, stadyumun arkasında

halen bulunduğu yerdeydi. Depolara izafeten bu bölge halen “ DEPBOY” olarak anılmaktadır. Askere sevk ve gönderme topluca ve Askerlik şubesinin temin ettiği araçlarla toplu olarak yapılırdı. Sevk anında toplanma yeri, uğurlayan yakınları tarafından, hüzünlü

ve son vedalara sahne olurdu. Nevşehir ( o zaman İlçe idi) den toplu sevkler Niğde Askerlik Dairesi emrine yapılır, diğer kazalardan gelen askerler ile topluca Niğde den birliğine sevk edilirdi. Zaman içerisinde Asker sevki, imkanların genişlemesi, teknolojik ve sosyal

alanlardaki gelişime bağlı olarak değişmiştir. Bu günlere geldiğimizde; Askere sevkler 3 ayda bir ve yılda 4 celp olarak yapılmaktadır. Askerlik çağına giren mükelleflere son yoklama dönemi sonunda sevk çağrısı yapılmakta, sevkten birkaç gün önce sevk emri tebliğ edilip

kıtası bildirilmekte, yolluk ve yol parası verilmektedir. Asker ( Doğu ve Güneydoğuda terör nedeni ile toplanma bölgelerinden toplu sek yapılmaktadır) Kendisi

münferiden kıtasına gitmektedir. Günümüzde uğurlamalar daha görkemli hal almış, çoşku

içerisinde konvoylar halinde arkadaşları ve yakınları tarafından hareket yerine kadar götürülmekte” En büyü asker bizim asker” nidaları ile Taşkınlık seviyesine varan uğurlama merasimlerine yapılmaktadır. Askerliğin ilk günleri, aile ocağından yeni kopmuş askerler için oldukça zor geçer. Zamanla ortama ve çevresine alıştıkça, yeni yeni arkadaşlıklar edindikçe azalsa da, sıla hasreti hiç bitmez. Teknolojik

gelişimlerden önce haberleşmeler mektuplarla olurdu. Evli iken

yada nişanlı olarak askere gidenlerin haberleşmesi belirli tanıdıklar yada aracılarla sağlanırdı. Şimdilerde müsaadeye bağlı olarak cep telefonları ile haberleşmeler yapılabilmektedir. Askerliğin sonu yaklaşırken, asker gün saymaya(ŞAFAK) başlar. Son günler hayli zor, gittikçe artan heyecan içinde geçer. Bu son günler, askeri bekleyenler için de zor geçer. Evde bir heyecanlı bekleyiş sürerken, bir taraftan da hazırlıklar başlar. Askere sevdiği yiyecekler yapılır.

Hasret ve özlemle beklenen asker aile fertleri yakın arkadaşları tarafından büyük bir coşku içerisinde karşılanırdı. Askerin

gelişini müteakip uğurlamada olduğu gibi geçmiş olsun anlamında, Göz aydın ziyaretinde başlar, Gelemeyen yaşlı

büyükleri evinde ziyaret eden asker ellerini öperdi. Askerlik; Kısa veya uzun süreli yada bedelli

hangi statüde ifa edilirse edilsin Asker ocağı gençlere hayata bakış açısından çok şeyler kazandırır. Asker Toplu yaşamayı, yardımlaşmayı, hakça bölüşümü öğrenir, Çeşitli yörelerden insanları, onların yaşam biçimini, düşünce yapısını gözlemler dolayısı ile Ülkenin etnik yapısını görür, Ailesine ve yakınlarına karşı

Askerlik öncesindeki tutum ve davranışlarının bir özeleştirisini yaparak, hayata bakış açısını değiştirir.