Çocukluk, gençlik dönemini kasabamızda geçiren. Eğitimilerinin bir kısmı yada tamamını burada tamamlayarak toplumda değişik statülere yükselerek vatana ve doğduğu kasabaya hizmet veren hemşehrilerimiz.
Nar Kasabamızın yetiştirdiği ve topluma mal olan kişiler.
Yorumlar (5)
HACI AHMET BOZKAN Kendisini tanımaktan mutluluk duyduğum bu güzel insan, kasabamız orta mahallesinde, Şatır oğulları lakabı ile tanınan bir aileye mensuptur. 1918--1992 Yılları arasında yaşamış olup Babası Mehmet, Annesi Zübeyde dir. Zaman içerisinde samimi yakınlık içerisinde olduğum, Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı bu muhterem büyüğümüz hakkında, geleceğe örnek olması dileği ile kısaca not düşmek istedim. Sözünde ve özünde dosdoğru, gerçekleri söylemekten asla çekinmeyen, dürüst, mert biriydi. Yol göstericiliği ve yardımseverliği ile çevresinde sevilip sayılırdı. Her şeyden önce girişimci, etrafına fikir veren yol gösteren bir kanat önderiydi. Yaşamı süresinde hayırlı bir çok işlere ön ayak olmuş, yakınında bulunan birkaç arkadaşı ile insanlara faydalı olmuştur. Kasabamızın kavacık ayağındaki dere geçişine 1976 yılında imece usulü bir köprü yapılmasına önderlik etmiş, her sel gelişinde insanların saatlerce bekleme ve gelen selin ark geçişini yıkma meselesinin halledilmesini sağlamıştır. Orta mahallede buluna Mescidi, 1976—1977 yıllarında hayırseverlerden aldığı yardımla yeni baştan yapılmasını önderlik etmiştir. Afet evlerinde bir kuran kursu binasının yapılmasına da vesile olduğunu duymuştum. Bunlar gibi nice hayır işlerinin gerçekleştirilmesinde, Kasabamızın çok değerli büyüklerinden, Çok saygı duyduğum, eğitimci Adil Uğurlu ağabeyimiz ile birlikte gerçekleştirdiklerini de söylemeliyim. Bu gün ebediyete intikal etmiş olan bu iki büyüğümü saygı ile anıyor, Cenabı Allahtan rahmet diliyorum.
NAR KÖYÜNDE İSTANBULLU
BİR GELİN
FİRDES HANIM 1870
li yıllar da
nar Yukarı mahallede kaşıkçılardan Mustafa ağa İstanbul’a gider ve Osmanlı saraylarından birisin de işe girer.
İleriki zamanlarda Bir göçmen ailenin Emine isimli kızı ile evlenir. Bu evlilikten 1875 yılında bir çocukları olur. İsmini FİRDES koyarlar . Aile sarayın bir müştemilatında oturmaktadır.
Bu sıralarda Orta mahallede Davut oğullarından Süleyman isimli bir delikanlı da iş aramak için İstanbul’a
gitmiş iş aramaktadır.
Köyden salık verilen Mustafa ağayı bulur. Mustafa ağa onunda sarayda iş bulmasına vesile olur ve himayesine alır. İleriki yıllarda, çok sevdiği kızı Firdes ile Süleyman’ı evlendirir. 1913 yılına gelindiğinde
ailenin 3 kızı olmuştur. Ancak Süleyman
memleketine dönmek istemektedir. Eşinin ve ailesinden habersiz tayinini Nevşehir Askerlik Şubesine yaptırır,
Nar daki
ailesini ziyaret maksadı ile Eşi Firdes hanımı çocukları ile birlikte köye getirir ve bir daha da İstanbul’a dönülmez. İşte İstanbullu gelinin serüveni burada başlamıştır. Artık İstanbul’a dönülmeyip köyde yaşanacağı olgusu onda büyük ve yıllarca sürecek bir travma yaşattığı gibi,
bilgi ve rızası dışında eşinin bu emrivakisini hiç affedememiştir. Yeni Hayata alışmak, yeni bir aile düzeni kurmak için yıllarca uğraşmıştır. Köy hayatına alışması, çevre ile olan kültür farkından doğan sorunlar kabullenip alışması yıllarını almıştır. Eşi Süleyman Askerlik Şubesinde görevine başlamış olup, tüm ev, bahçe ve bağ işleri ona kalmıştır. Sonradan doğanlarla 4 kız ve bir oğlanın sorunları onu iyice yormuş, evlilik sırasında iki kez kendi ailesine dönmesine (kaçmasına) rağmen, çocuklarına dayanamayıp geri gelmiş, ve artık kadere boyun eğip, ölene kadarda nar da yaşamıştır. Firdes hanım
saray kültürü ile yetişmiş, Osmanlıca ve Arapçaya vakıf, zarif, nazik ve naif bir İstanbul hanımefendisi olarak köye gelmiş, bu meziyetleri ile hayatının sonuna kadar da öylece kalmıştır. Tavrındaki nezaket,konuşmasında ki
incelik ve İstanbul şivesi hiç değişmemiştir. Yaşamı süresince Küçüklerin masal annesi, hanımların Firdes aba sı ve çevrede her kesimin yol göstericisi olmuş, Evinde sıkıntısı olan, Bir problemle karşılaşanların derdine deva olmuştur. Görgüsü, bilgi ve becerisi ile sadece köyün değil, çevrede tanınmış, sevilip sayılmıştır. Firdes gelin özellikle
Yakın çevredeki kadınlara ışık tutmuş örf ve adetler, ev işleri, yemek kültürü konularında yardımcı olmuş, kadınların eğlencelerine İstanbul hikayeleri ile renk katar olmuştur. Köyünden başka yer görmeyen insanlara yaşadıkları hayatın dışında daha insanca yaşanan bir başka dünya kapısı açmış, ufuklarının genişlemesini sağlamıştır. Ölümüne kadar 40 civarın birinci ve ikinci kuşak torun sahibi olmuş. Yaşamı süresince insanlara manevi katkı sunan bu kadın, Eşimin Anneannesi benim de övey Babaannedir. Onu saygı ve özlemle yad eder, Allahtan rahmet dilerim
ABDULLAH KUŞÇU (Kuşçu oğlu) Kasabamızın Yukarı mahallesinde ikamet ikamet edip, Osmanlının son ve Cumhuriyetin İlk yarım yüzyılında yaşamış engin Dini bilgisi ile kasabamızda ve çevrede saygın, güvenilen bir bilgindi. Dini Konularda bir problemi olan ya da doğrusunu öğrenmek isteyen herkes ona baş vururdu. Arabi ilimlere ve Kur’an ilimlerine son derecede vakıf olup, Bu bilgi ışığında. Diyanete bağlı olmadığı halde, Ramazan günlerinde ve Bayram sabahlarında Nevşehir kurşunlu camiin de Vaaz verir, Kur’an ve Hadislerden
örnekler getirerek, halka dini öğütler sunardı, tüm camilerde yayınlanırdı. İnananlar vaaz günlerini iple çeker, herkes Kuşçu hocanın bu gün vaazı var diye birbirine duyururdu. Bu saygınlığı ile Kasabamızın tanınmasına vesile olurdu. Minnetle yad ederim. Mekanı cennet olsun. Bilgi Faik SARIHAN
1944 Nar
Esat BaAŞER - NAR KASABASI FOTOĞRAFLARI
Maarif Müdürü Mehmet Şükrü Ulutaş (1902-1956) Narlı Ecdatoğulları ailesinden olup, babası Cerrah Ahmet Efendi Osmanlı ordusunda sağlık memuru idi. Annesi Fatma Hanım ise Erzurum Hınıs doğumlu. Nar'da ve Nevşehir'de öğretmenlik yaptıktan sonra Maarif Müdürü olmuştur. Ayrıca Halkevi müdürlüğü de yapmıştır. Narlı Kolukısa soyadlı Hacıaliağalar ailesinden Hatice Hanım ile evlenmiş ve Muzaffer isminde bir kızı ve Nevzat ve Ergin isminde iki oğlu olmuştur. Ben Ergin Ulutaş'ın kızı Çaylan Ulutaş dedemi hiç tanımadım ama okumaya araştırmaya oan merakımı kendisinden miras aldığımı düşünüyorum.